Haberler

Geleceğin tedavi teknolojisinde ilk kamu üretim izni Erciyes Üniversitesine

Geleceğin tedavi teknolojisinde ilk kamu üretim izni Erciyes Üniversitesine

- Doku onarımı ve hücre yenilenmesinde umut vadeden eksozomların klinik kullanıma yönelik üretimi için izin alan ERÜ, bu yetkiye sahip ilk ve tek kamu kurumu oldu

- Rektör Altun: “Yalnızca üniversitemiz adına değil ülkemizin sağlık vizyonu adına tarihî bir gurur yaşıyoruz”

6 Eylül 2026

 

Erciyes Üniversitesi (ERÜ), doku onarımı ve hücre yenilenmesine yönelik yenilikçi tedavilerde umut vadeden eksozomların klinik kullanıma yönelik üretimi için Sağlık Bakanlığından izin alarak Türkiye’de bu yetkiye sahip ilk ve tek kamu kurumu oldu.

Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) tarafından verilen “Üretim Yeri İzin Belgesi” ile üniversitenin Betül-Ziya Eren Genom ve Kök Hücre Merkezi (GENKÖK), “umbilikal kord kaynaklı mezenkimal kök hücre eksozomu” üretme yetkisi kazandı.

Eksozomlar, hücreler arasında biyolojik bilgi taşıyan ve özellikle doku onarımı ile hücre yenilenmesine yönelik tedavilerde umut vadeden biyolojik yapılar arasında yer alıyor.

TİTCK tarafından gerçekleştirilen değerlendirmelerde GENKÖK’ün üretim alanları, kalite yönetim sistemi, cGMP standartlarındaki temiz oda altyapısı, kalite kontrol süreçleri, teknik donanımı, uzman insan kaynağı ve üretim faaliyetleri ayrıntılı olarak incelendi. Merkezin ilgili mevzuata ve uluslararası kalite standartlarına uygunluğu resmî olarak belgelendirildi.

Alınan izinle GENKÖK, uzun yıllardır sürdürdüğü kök hücre çalışmalarını eksozom üretimiyle yeni bir aşamaya taşıdı. Merkezde klinik araştırmalarda kullanılacak ileri biyoteknolojik ürünlerin geliştirilmesine yönelik çalışmalar da yürütülecek. Bu çalışmalarla yerli sağlık biyoteknolojisinin geliştirilmesine, rejeneratif tıp araştırmalarının güçlendirilmesine ve yenilikçi tedavilere yönelik bilimsel altyapının ilerletilmesine katkı sağlanması amaçlanıyor.

 

“Bilimsel birikimimizin ve üretim altyapımızın resmî tescili”

Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, alınan izin belgesinin yalnızca üniversite için değil Türkiye’nin sağlık alanındaki vizyonu açısından da önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtti.

Bu başarının uzun yıllara dayanan bilimsel çalışmaların sonucu olduğunu ifade eden Altun, şöyle devam etti:

“Bu izin belgesi; uzun yıllara dayanan bilimsel birikimimizin, titizlikle yürütülen çalışmalarımızın ve güçlü üretim altyapımızın resmî bir tescilidir. Hâlihazırda kök hücre üretiminde ülkemizin tek kamu kurumu olan merkezimiz, bu yeni onayla birlikte hem kök hücre hem de eksozom üretim yetkisini aynı çatı altında buluşturarak gücünü çok daha ileri bir boyuta taşımıştır.”


- İleri biyoteknolojik ürünler Türkiye’de üretilecek

Eksozomların geleceğin tedavi teknolojileri arasında yer aldığını vurgulayan Altun, “Eksozomlar, dünyada yenilikçi tedavilerin merkezinde yer alan, doku onarımını ve hücre yenilenmesini destekleyen geleceğin teknolojisidir. Bu izinle birlikte uluslararası standartlardaki bu ileri biyoteknolojik ürünleri artık kendi ülkemizde üretecek, yerli sağlık biyoteknolojimizi geliştirecek ve hastalarımızın yenilikçi tedavilere erişimine kendi altyapımızla öncülük edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Altun, üniversitenin hedefinin yalnızca bilim üretmek değil, geleceğin tedavilerine yön vermek olduğunu belirterek, bu başarıda emeği geçen akademik, idari ve teknik personele teşekkür etti.

 

- Klinik araştırmalara destek sağlayacak

GENKÖK Müdürü Prof. Dr. Serpil Taheri de üretim izninin alınmasında katkı sağlayan üniversite yönetimine teşekkür ederek, merkezin kuruluşundan bu yana kök hücre üretimi gerçekleştirdiğini hatırlattı.

TİTCK’den alınan izinle birlikte kamuda ilk kez eksozom üretimine başladıklarını belirten Taheri, “TİTCK’den aldığımız üretim izni ile beraber kamudaki ilk ve tek eksozom üretimine başladık. Bu üretim sayesinde hastalara ve ülkemizdeki birçok klinik araştırmaya destek sağlamayı amaçlıyoruz.” dedi.

Eksozom temelli biyoteknolojik ürünlerin geliştirilmesi ve standardizasyonuna yönelik çalışmalarını sürdüreceklerini belirten Taheri, “Türkiye’de bu alanda yapılacak çalışmaların önünün açılması, ülkemizin uluslararası platformda daha güçlü bir konuma gelmesini, daha büyük araştırmaların yürütülmesini ve daha fazla bilimsel desteğin sağlanmasını mümkün kılacaktır. Hedefimiz uluslararası standartlarda üretim yapan ve yeni tedavi seçeneklerinin geliştirilmesine katkı sunan bir merkez olmaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Güncelleme Tarihi: 06.09.2026
Resimler